Kadınlarda Saç Dökülmesi Sebepleri ve Tedavisi

Erkek ya da kadın olsun, saç dökülmesi kişilerin kolay kolay göz ardı edemedikleri bir sorundur. Çoğu kişi saçlarını tarzıyla hatta kişiliğiyle bütünleştirir ve estetik olarak da olmazsa olmazlar arasında görür. Araştırmalar kişilerin kendilerini nasıl gördükleri ile saç arasında yakın bir ilişki olduğunu gösterir.

Eğer alışılmadık biçimde, uzun süredir saçlarınızın dökülmekte olduğunu fark ettiyseniz doktorunuza danışmanızda fayda var.

Saç dökülmesi genellikle erkeklerin bir problemi olarak algılanır. Oysa şöyle bir çevremize baktığımızda pek çok kadının da saç dökülmesinden şikayet ettiğini görebiliriz. Kadınlarda saç dökülmesi hormonlarla, beslenmeyle ya da mevsim geçişleriyle ilgili olabilir.

Saç dökülmesinin önüne geçmek için ilk olarak saçların neden döküldüğüne dair doğru sebebi tespit etmek ve ana sorunun çözümüne odaklanmak en doğrusudur.

Beslenme Yetersizlikleri

D vitamini eksikliği belirtileri arasında saç dökülmesi de yer alır. Kapalı mekanda fazla zaman geçirip güneşten uzak kalmış olmanız D vitamini eksikliğinin açıklaması olabilir. Bazen de yaşadığınız yerdeki hava koşulları güneşe hasret kalmanıza neden olur. Böyle bir durum söz konusuysa ve güneşlenmeniz mümkün değilse, D vitamini takviyesi alabilirsiniz.


D vitamini dışında amino asit lizin, bakır ve çinko eksiklikleri de saç dökülmesine yol açabilir. Yeterince protein alınmadığı zaman da yine sorun yaşanabilir. Saç tellerinin proteinden oluştuğu doğrudur ancak yeterince protein almazsak, vücudumuz elde ettiği proteini saça harcamak yerine vücudun daha öncelikli işlevleri için kullanmaya başlayacaktır. Eğer et yemiyorsanız, et dışındaki protein kaynaklarını araştırabilirsiniz.

Hormonal Dengesizlik

30 yaşından itibaren kadınların hormonlarında dengesizlik oluşmaya başlayabilir ve bu da saç dökülmesine yol açar. Bazı erkeklik hormonları hem erkek hem kadın vücudunda bulunur. Bazı kadınlarda bu her iki cinste de bulunan hormonların dengesizliği erkek tipi saç dökülmesine yol açabilir.

Başka hormonal nedenler de yine kadınlarda saç dökülmesi sebepleri arasında gösterilebilir.

Tiroit Problemleri: Boynun ön kısmında buluna tiroit bezi eğer gerekenden az ya da daha çok tiroit bezi üretirse bu aksaklık etkisini saçlar üzerinde gösterebilir. Ancak tiroit problemlerinde saç dökülmesi nadiren tek belirtidir. Saç dökülmesi dışında kilo alma- verme, sıcak ya da soğuğa hassasiyet, çarpıntı gibi diğer belirtiler de dikkati çekecektir.

Polikistik Over Senfromu: Polikistik over sendromu, kadınlarda hormon dengesizliğine yol açar. Bu dengesizlik yüz ve vücutta kıllanmaya ama saçlarda zayıflığa neden olur. POS adet düzensizliğine, akne ve kilo alma gibi belirtiler de gösterebilir.

Hamilelik: Kadınlar hamilelik sırasında saçlarının daha gürleştiğine şahit olabilir. Artan hormon seviyeleri saçların normal biçimde dökülmelerini engeller. Ancak bebek doğduktan sonra hormon seviyeleri aşağı düştükçe saçlar da dökülmeye başlar. Durum epey ciddi görünebilir fakat eninde sonunda saçlar normale dönecektir. Yine de bu dökülme süresinin 2 yıla kadar uzayabileceğini bilmelisiniz.

Doğum Kontrol Hapları: Doğum kontrol haplarında bulunan ve yumurtlamayı önleyen hormonlar saçların incelmesine neden olabilir. Özellikle ailede saç dökülme hikayesi olan kadınlarda bu haplar yüzünden saçlar dökülebilir. Bazen de ilacın alınmasını bırakmak saç dökülmesine neden olabilir.

Menopoz: Menopoz döneminde hormonlardaki değişim bazı kadınları saç dökülmesi problemiyle karşı karşıya bırakabilir. Bu geçici bir şikayettir ve saç dökülmesi bir süre sonra sorun olmaktan çıkar. Yine de 40 yaşından itibaren saçların gençlik dönemlerindeki kadar gür olmalarını beklememek gerekir. Ayrıca menopoz döneminde kullanılan ilaçlar da saça etki edebilir. Doktorunuzla ilaçlarınızın bu tip bir yan etkisi olup olmadığını ve alınabilecek önlemleri konuşabilirsiniz.

Saç dökülmesiyle ilişkilendirilen diğer ilaçlar arasında ise tansiyon ilaçları, kalp ilaçları, artrit ilaçları ve depresyon ilaçları sayılabilir.

Yoğun Stres

Çok fazla stres saçların aniden dökülmesine neden olabilir. Dökülme birkaç ay sürebilir. Stresi en aza indirmek saç dökülmesi riskini de azaltacaktır. Stres yöntemi, stresi azaltmak gibi kavramlar çoğu kez gözünüze mümkün olamazmış gibi görünebilir. Oysa çeşitli nefes teknikleri, meditasyon, doğa yürüyüşleri ya da profesyonel yardım almak gibi çeşitli seçenekleriniz olduğunu bilmelisiniz.

Zehirli Kimyasallar İçeren Saç Ürünleri

Sodyum lauryl sülfat (SLS) piyasaki çoğu şampuanda bulunan bir kimyasaldır. Burada altını çizeceğimiz asıl nokta ise bu maddenin bağışıklık sistemi üzerinde zehirli etkisi olduğu ve bu maddenin saç köklerine zarar verdiğidir. SLS içermeyen ve doğal içerikli şampuanlar kullanmak saçlarınızın daha sağlıklı olmasını sağlayabilir. Saç boyalarında da aynı zararlı içerik sorunu vardır. Saçları fazla kimyasala maruz bırakmamak ve doğal ürünlere yönelmek, saçları dinlendirmek dökülmeyi azaltabilir.

Aşırı Kilo Kaybı ve Şok Diyetler

Şok bir diyet uygulayarak fazla kilolarınızı atmayı başarmış olabilirsiniz ancak aynı anda saçlarınızı da kaybetme yolunda bir adım atıyor olabilirsiniz. Ani kilo kayıplarında saçların dökülmeye başladığını fark etmeniz 3 ila 6 ayı bulabilir. Neyse ki, tekrar sağlıklı bir şekilde beslenmeye başladığnızda saçlarınız da normale dönecektir. A vitamini ve protein eksikliği saç dökülmesi olasılığını arttırır.

Sıkı Saç Şekilleri

Saçları ince ince ördürmek, sıkı at kuyrukları veya sürekli bigudi kulllanmak saç dökülmesi için risk oluşturur. Saçların nefes alması gerekir. Eğer sürekli saçlarınızı sıkı sıkı topluyor ya da benzer modeller kullanıyorsanız, saçlarınızı açıp bir süre saçı serbest bıraktığınız modelleri kullanmak saçların kendini toparlamasına yardımcı olabilir.

Çeşitli Hastalıklar veya Tedavi Yöntemleri

Kemoterapi ve radyoterapi gözle görülür biçimde saç kaybına neden olan tedavi yöntemleridir. Bu yöntemler kötü hücreleri öldürürken aynı zamanda saç köklerine de zarar verir. Ancak tedavi sonlandıktan sonra saçlar yine eskisi gibi uzamaya başlar.

Saç dökülmesine neden olabilecek bazı hastalıklar ise şu şekilde sıralanabilir:

Saç Derisinde Sedef: Ciddi boyutlara ulaştığında saç derisindeki sedef saçların dökülmesine yol açabilir. Neyse ki etkili bir tedavinin ardından saçlar da yeniden eski sağlığına kavuşabilir. Saç derisindeki sedefi iyileştirmek çok kolay değildir ve sabırlı bir tedavi süreci gerektirir.

Saçkıran: Saçkıran bir bağışıklık sistemi hastalığıdır ve yama şeklinde, yer yer ve nadiren de tüm saçın dökülmesine yol açabilir. Vücudun kendi bağışıklık sistemi bir hata sonucu kendi saç köklerine zarar verir. Çoğu kez bu durum kalıcı değildir ve 6 ay ile 1 yıl arasında bir sürede saçlar yeniden çıkar.

Kıl Kökü İltihabı (Folikülit): Saç kökü iltihabı halk arasında berber kaşıntısı olarak da bilinir. Saç kökü ağzını çevreleyen iltihap halkaları sıklıkla saçın dökülmesine yol açar. Eğer enfeksiyon çok şiddetliyse kıl kökleri kalıcı olarak zarar görebilir ve saçta yama şeklinde saçsız bölgelere neden olur. Folikülit genellikle bakteriyel enfeksiyondan kaynaklanır ancak kimi zaman saça uygulanan yağların kıl köklerini tıkaması da enfeksiyon dışı kıl kökü iltihabı sebeplerindendir. Folikülit tedavisi çoğunlukla antibiyotik ile yapılır.

Seboreik Dermatit: Seboreik dermatit enfeksiyondan kaynaklanan bir hastalık değildir ancak enfeksiyon gelişmesine neden olabilir. Bir cilt hastalığıdır ancak kafa derisinde meydana geldiğinde saç dökülmesi görülebilir. Kaşıntıya yol açan, saç derisinde pul pul ve yağlı bir görünüme neden olabilen bir cilt hastalığıdır.

Seboreik dermatit tedavisinde pek çok farklı yöntem kullanılabilir. Kepek şampuanları, antibiyotik veya kortikosteroid kremler bağışıklık sisteminin tepkisini kontrol etmekte kullanılabilir. Oldukça inatçı bir hastalık olduğundan tedavi süreci bir cilt uzmanıyla birlikte, sabırla tedaviye uyularak yürütülmelidir.

Yaşlanma

Yaşlandıkça saçların büyüme hızı da yavaşlar. Saç incelir, beyazlar ve gençlik günlerine oranlar artık daha sağlıksızdır. Saç sağlığını korumak için beslenmeye özen göstermek ve gerekli vitamin desteklerini almak önemlidir.

Kalıtım

Vücudumuzla ilgili çoğu problemde olduğu gibi saç dökülmesinde de genlerin rolü olabilir. Genetik olarak saçları dökülen kadınlar genellikle 50’li yaşlardan sonra bu problemle karşı karşıya kalsalar da, sorun çok daha genç yaşlarda kendini göstermeye başlayabilir.

Saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya iseniz sadece saçlara yüklenmek ve saç ürünleri ile konuyu halletmeye çalışmanız her zaman olumlu sonuç vermeyeblir. İlk olarak saç dökülmesine neyin sebep olduğu bulunmalı ve ana sorun çözülmelidir ki, saçlar da yeniden eski sağlığını kazanabilsin.

[expand title=”Kaynaklar”]

[/expand]

Kirpik Dökülmesi Neden Olur?

Kirpikler gözlerin toz veya benzeri yabancı cisimler yüzünden hasar görmesini engellemekle görevlidir. Bunun yanında uzun ve gür kirpikler de yaygın güzellik anlayışına göre bir artı sayılır. Normalde üst göz kapağımızda 90 ila 160 adet arasında kirpik bulunur. Alt kirpiklerde ise ortalama miktar 80 adettir.

Her bir kirpiğin ömrü 3 ila 6 ay arasında değişir.

Kirpiklerimizin bu yaşam döngüsüne bakacak olursak ara ara kirpiklerin dökülmesinin ve yerine yenilerinin gelmesinin olağan bir süreç olduğu anlaşılır. Ancak belirgin bir şekilde, yeni kirpiklerin çıkma hızından çok daha süratli olarak aniden kirpikler dökülmeye başlamışsa, bu duruma sebep olabilecek çeşitli nedenlerden söz edilebilir.

Tıp dilinde kirpiklerin (veya kaşların) enfeksiyon benzeri bir nedenle aniden dökülmesine madarozis denir.

Kirpik Dökülmesi Nedenleri

Makyaj: Sürekli kozmetik ürünler, kirpik şekillendirici aletler veya kalitesiz makyaj temizleme ürünleri kullanılıyorsa bu alışkanlıklar kirpiklere zarar vermiş olabilir.

Sudan etkilenmeyen (waterproof) özellikteki rimeli (maskara) çıkarmak için özel makyaj temizleyiciler kullanılmazsa, rimeli silmeye uğraşırken gözü ovuşturmak ve kirpikleri çekiştirmek kirpiklere zarar verilebilir.

Bazı kişilerde ise kozmetik alerjisi sonucu, kullanılan rimelin kirpiklerin dökülmesine neden olduğuna rastlanmıştır. Tarihi geçmiş veya kalitesiz olduğundan şüphelendiğiniz makyaj ürünlerini kullanmaktan kaçınmalısınız.


Arpacık: Tıptaki adı hordeolum olan arpacık, göz kapağındaki iltihaplanmadır ve yaralanma, alerji ya da enfeksiyon sonucu oluşabilir. Bazı kişilerde arpacıkla birlikte kirpik dökülmesi de görülür. Neyse ki arpacığın iyileşmesinin ve belirtilerin ortadan kalkmasının ardından kirpikler de geri gelir.

Saçkıran: Tıp dilinde alopesi areata olarak adlandırılan saçkıran, vücuttaki tüm kılların ya da sadece bir bölgedeki kılların (genellikle de yama şeklinde) dökülmesidir. Saçkıran nedeniyle dökülen kirpiklerin yeniden çıkıp çıkmayacağı kişiye göre değişir. Saçkıran bir bağışıklık sistemi hastalığıdır ve eğer lupus ya da skleroderma gibi başka bir bağışıklık sistemi (otoimmün) hastalığınız varsa, bu hastalıklara bağlı olarak da kirpikleriniz dökülüyor olabilir.

Tiroid hastalıkları: Tiroid bezinin salgıladığı hormonlar vücudumuzun genel sağlığı için oldukça önemlidir. Bu bezin az ya da çok çalışması sonucu tiroid hormonlarının az ya da çok salgılanması kiloyu, sindirimi, uyku düzenini, cildi, saçları ve kirpikleri de etkileyebilir. Tiroid hastalıklarının çeşitli belirtileri vardır ve bunlardan biri de kirpiklerin dökülmesi olabilir.

Yukarıda başlıca nedenlerine ayrıntılı olarak değindiğimiz kirpik dökülmesinin yaygın sebepleri toplu olarak şu şekilde sıralanabilir:

  • Cilt hastalıkları
  • Hipotiroidi
  • İlaçların yan etkileri
  • Stres
  • İç salgı bezleri hastalıkları
  • Hormonal dengesizlikler
  • Metabolizma bozuklukları
  • İltihap
  • Sistemik hastalıklar
  • Psikolojik hastalıklar
  • Yetersiz beslenme
  • Yaşlanma
  • Alerji benzeri nedenlerle sürekli gözleri ovuşturma

Sağlıklı Kirpikler İçin

Kirpiklerinizin dökülmesinden şikayetçiyseniz bunu durdurmak için ilk olarak kirpiklerinizin neden döküldüğünün tespit edilmesi gerekir. Eğer bir rahatsızlığın belirtisi olarak kirpikleriniz dökülüyorsa önce bu rahatsızlığın giderilmesi kirpiklerin de yeniden gürleşmesini sağlayabilir.

Gözlerinizi sık sık ovuşturmaktan kaçınmak, ağır ve sık makyaj yapmamak, dengeli beslenmek, zeytin yağı ya da badem yağı ile kirpikleri nemlendirmek kirpiklerinizin daha sağlıklı olmasına yardımcı olabilir. Beslenme demişken balık, yumurta, fasulye ve yoğurt kirpikler için önerilen gıdalara örnek verilebilir. Bunlara protein ve vitamin bakımından zengin diğer yiyecekler de eklenebilir.

[expand title=”Kaynaklar”]

[/expand]

Saç Dökülmesi Neden Olur?

Erkeklerin saç dökülmesinden kadınlara kıyasla daha çok şikayetçi olduğu doğrudur. Dökülmeyi engelleyen ürünler ya da cerrahi müdahaleler çoğunlukla erkeklere ve erkek tipi saç dökülmesine yöneliktir. Öte yandan saçın zayıflaması ve dökülmesi kadınlar arasında da yaygın bir sorundur.

Saç dökülmesinin vitamin eksikliği gibi basit ve geçici nedenleri olabileceği gibi, saç dökülmesi daha ciddi bir rahatsızlığa da işaret ediyor olabilir. Saç dökülmesinin tedavisinin mümkün olup olamayacağı saç dökülmesinin neden olduğuna bağlıdır. Burada hem genel hem de az rastlanan saç dökülmesi nedenlerini bir arada görebilirsiniz.

Erkek tipi saç dökülmesi: Erkeklerin üçte ikisinin 60 yaşından itibaren saçları dökülür ve bunun nedeni genellikle erkek tipi saç dökülmesidir. Bu tip saç dökülmesine hormonlar ve genler birlikte neden olur. Şakakların açıldığı ve M şeklinde bir saç çizgisinin belirgin olarak ortaya çıktığı görülür. Geri döndürmesi epey zor olan bu saç dökülmeleri için dökülmeyi geciktirici ürünler ya da saç ektirme benzeri yöntemler düşünülebilir.

Kalıtım: Kadın tipi saç dökülmesi yukarıda söz ettiğimiz erkek tipi saç dökülmesinin kadın versiyonudur. Belli bir yaşta saç kaybı yaşayan kadınların bulunduğu bir aileden gelenler bu tip saç dökülmesi riski ile karşı karşıyadır. Erkek tipinden farklı olarak kadınlarda M şeklinde saç çizgisi ortaya çıkmaz. Kadınlarda daha çok saç ayrım yeri genişler ve saç telleri gözle görülür şekilde incelir.


Kadınlık hormonları: Tıpkı hamileliğin hormonları etkilemesi gibi doğum kontrol haplarına başlayıp bırakmak da saç dökülmesine neden olabilir. Aynı şekilde menopoz dönemindeki hormonal değişikliklerin de saç dökülmesine yol açabildiği görülmüştür. Saç dökülmesinin hormonal nedenlerden kaynaklandığını düşünüyorsanız bir jinekologla görüşüp fikir alabilirsiniz.

Fiziksel stres: Herhangi bir fiziksel travma, ameliyat, kaza ya da ciddi bir hastalık, geçici olarak saç dökülmesine neden olabilir. Saçın bir yaşam döngüsü vardır. Saç uzar, biraz bekler ve ardından dökülür. Ancak gerçekten stresli bir dönem geçirdiğinizde bu döngü bozulabilir ve daha çok saç teli dökülme evresine doğru itilir. Fiziksel travmadan sonra 3 ila 6 ay içerisinde saç dökülmesi belirgin bir şekilde fark edilebilir. Neyse ki eğer böyle bir nedenden ötürü saçınız dökülüyorsa, vücudun iyileşmesiyle birlikte saçlar yeniden gürleşecektir.

Duygusal stres: Fiziksel strese kıyasla duygusal stres nedeniyle saç dökülmesine daha az rastlanır. Yine bu olmayacak bir durum değildir. Ölümler, boşanma, iflas benzeri duygusal anlamda kişileri zorlayan dönemlerde, eğer saçlarınız dökülmeye yatkınsa stres bu süreci hızlandırabilir. Stresle baş etmeyi öğrenmek sadece saçlarınız için değil genel sağlık durumunuz için her anlamda faydalı olacaktır.

Anemi: Demir eksikliğinden kaynaklanan anemi (kansızlık) aslında çok kolay bir şekilde düzeltilebilecek bir saç dökülme nedenidir. Kansızlığın halsizlik, baş ağrısı, soluk cilt rengi ve el ile ayaklarda soğukluk gibi başka belirtileri de vardır. Doktorunuzdan basit bir test isteyebilir ve demir takviyesi alarak hem saç dökülmesini hem de diğer belirtileri ortadan kaldırabilirsiniz.

Hamilelik: Az önce sözünü ettiğimiz fiziksel strese bir örnek de hamileliktir. Hamilelikte ayrıca hormonal faktörler de devreye girer. Hamilelikle ilgili saç dökülmeleri aslında daha çok bebek doğduktan sonra ortaya çıkar. Hamilelik nedeniyle saçlarınız dökülüyorsa bu konu üzerinde fazla durmanıza gerek yok. Birkaç ay içerisinde saçlar yeniden normale dönecektir.

Polikistik over sendromu: Polikistik over sendromunda kadınlık ve erkeklik hormonlarında bir dengesizlik söz konusudur. Androjen hormonunun fazlası yumurtalık kistlerine, kilo kaybına, regl döngüsünde değişikliklere ve saçların zayıflamasına neden olabilir. Bu rahatsızlığın tedavisi ile birlikte hormon dengesizliğin giderilmesi vücuttaki olumsuz değişiklikleri de olumluya çevirebilir.

Hipotiroidi: Tiroid beziniz gerektiğinden az çalıştığında buna hipotiroidi denir. Tiroid bezi metabolizma ve vücut geneli için çok önemli hormonlar üretir. Bu hormonların eksikliği saç dökülmesini de etkiler. Hipotiroidi sorununuz olup olmadığını bir doktora danışarak öğrenebilirsiniz. Eğer böyle bir sorununuz varsa doktorun vereceği ilaçlarla hormon seviyeleri de saçlarınız da normale dönecektir.

Fazla A vitamini: Çok fazla A vitamini desteği ya da A vitamini içeren ilaç kullanmak saç dökülmesini tetikleyebilir. Bu da geri döndürülebilir bir saç dökülmesidir. A vitamini alımı normale döndüğünde, saçlar da yeniden sağlıklı şekilde uzayacaktır.

Vitamin B eksikliği: saç dökülmesinin önüne geçilebilir nedenlerinden biri de B vitamini eksikliğidir. Balık, et, çeşitli meyve ve sebzeler doğal B vitamini kaynaklarıdır. Her konuda olduğu gibi saç konusunda da sağlıklı beslenmek, sebze ve meyve ve iyi yağları tüketmek faydalı olacaktır.

Protein eksikliği: Eğer beslenmenizde proteine yeteri kadar yer vermiyorsanız, vücudunuz kendisine gereken proteinden tasarruf etmek için saç uzamasını kesecektir. Protein alımının eksilmesinden 2-3 ay sonra saç dökülmesi ortaya çıkabilir. Böyle bir tabloyla karşılaşmamak için yumurta, balık, et gibi protein kaynaklarını beslenmeye dahil etmekte fayda var. Et yemeyenler için baklagiller, tahıllar, kabuklu yemiş ve fasulye benzeri gıdalar protein kaynağı olabilir.

Bağışıklık sistemi: Bağışıklık sistemi fazla aktif olduğunda saçkıran diye bildiğimiz türdeki saç dökülmesi görülebilir. Açıklayacak olursak, vücudu korumakla görevli bağışıklık sistemi bazı kişilerde saçı vücuda yabancı olarak görür ve yanlışlıkla hedef alarak saçın dökülmesine neden olur. Daha çok yuvarlak yamalar şeklinde görülen bu dökülmeler için çeşitli ilaçlar bulunmaktadır. Saçın yeniden çıkıp çıkmayacağı ya da yeniden dökülüp dökülmeyeceğini önceden bilmek zordur.

Ani kilo kaybı: Ani kilo kaybı da vücut için bir tür fiziksel travmadır. Kilo kaybetmeniz sağlığınız açısından yararlı olsa bile ani şekilde kilo vermek saç dökülmesine neden olabilir. Baazı bilinçsiz diyetlerde ise kilo kaybı vücudu strese sokar, vitamin ve mineral eksiklikleri ortaya çıkar ki bunların hepsi de saç dökülmesi nedenidir.

Kullanılan ilaçlar: Bazı kan inceltici ilaçlarda, kalp hastalıkları, kanser, tansiyon ve romatizmal hastalıklar için kullanılan ilaçlarda ya da cilt hastalıkları için önerilen ilaçlarda ve antidepresanlarda yan etkilerden biri de saç dökülmesidir. Bu türdeki ilaçların hepsinde bu yan etki olmadığı gibi, burada sayılmayan başka tür ilaçlar da saç dökülmesi yapabilir. Sürekli kullandığınız ilacın saç dökülmesine neden olup olmadığını doktorunuzla görüşebilirsiniz. Eğer ilacın bir alternatifi varsa, size saçlarını etkilemeyecek yeni bir ilaç önerebilir. Ancak sırf saçlarınızı etkilediğini düşünüyorsunuz diye, sakın kendi kendinize doktorun verdiği ilaçları bırakmaya kalkmayın.

Saç şekillendirme: Yıllara yayılan bir süreçte ara vermeden saçlarınızı şekillendirmeye uğraştıysanız, şimdi bunun bedelini ödüyor olabilirsiniz. Sıkı örgüler, dalgalar, saç boyaları, fön, perma ve daha sayabileceğiniz pek çok kimyasal ya da yıpratıcı diğer işlemler saçların köklerini etkilemiş olabilir. Saçlarınızı bir süre rahat bırakmanız, şampuan sonrası saç kremi kullanmanız ve saçlarınızı ısı yayan aletlerden uzak tutmanız önerilir.

[expand title=”Kaynaklar”]

[/expand]

Saçkıran Neden Olur?

Tıp dilinde ‘alopesi areata’ olarak adlandırılan saçkıran, saç köklerini etkileyen ve genellikle bozuk para büyüklüğünde, yuvarlak parçalar halinde, yer yer saç dökülmesine neden olan bir rahatsızlıktır. Saçkıranın farklı türleri vardır ve nadir olarak da tüm saçın hatta vücuttaki tüm kılların dökülmesine neden olur.

Genel olarak nedenlerine bakıldığında saçkıran bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Bağışıklık sistemi vücudu dışarıdan gelen tehditlere karşı korumak için tasarlanmıştır. Ancak bazı kişilerin bağışıklık sistemi dışarıdan gelen tehditlerin, hastalıkların dışında vücudun kendisine karşı da saldırıya geçer. Bağışıklık sisteminin bu kendi kalesine karşı yaptığı saldırılardan kaynaklanan hastalıklara otoimmün hastalıklar denir ve saçkıran da bunlardan biridir.

Saçkıran kadın erkek ayrımı yapmaz. Yaş aralığına bakacak olursak çocuklukta başladığına sık şahit oluruz. Saçkıran şikayetiyle doktora başvuran hastaların çoğu henüz onlu yaşlardaki gençlerdir diyebiliriz. Hastalığı her ne kadar halk arasında saçkıran olarak adlandırsak da, saç dökülmesi dışında sakal, kaş, kirpik dökülmesi de görülebilir. Saçkıran hemen herkesin başına gelebilir ama aile bireylerinde saçkıran vakası bulunanların saçkıran olma ihtimali bir parça daha yüksektir. Saçkıran kalıtsal olabilir ama bulaşıcı bir hastalık değildir.

Saçkıranın Nedenleri

Saçkıranın bağışıklık sistemindeki bir sorundan dolayı ortaya çıktığını söyledik ama bu sorun tam olarak neden kaynaklanıyor, yani bağışıklık sistemi neden saçkırana yol açacak şekilde vücuda karşı harekete geçiyor, tıp dünyası henüz bunu çözmüş değil. Elbette bu konudaki araştırmalar sürüyor ve saçkıranla ilgili belirlenen genel sebeplerden bazılarını aşağıda bulabilirsiniz.


Genler: Saçkıranın ortaya çıkmasında kişinin genetik yapısının rolü olduğu düşünülür. Bu kişilerde virüs, çevresel faktörler, stres gibi etkenler hastalığı tetikleyebilir. Ailesinde saçkıran vak’ası olan kişilerde bu hastalığa yakalanma riski biraz daha yüksek olur. Aile geçmişinde saçkıran dışında diyabet, romatoid artrit, tiroid hastalıkları, lupus bezeri başka otoimmün hastalıkların görüldüğü kişilerde de saçkırana yatkınlık olabilir. Ancak saçkıranın ortaya çıkması başka bir bağışıklık sistemi hastalığının da ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Saçkıran olan kişilerde daha çok astım, atopik egzama, saman nezlesi, kansızlık veya tiroid hastalıklarına rastlandığı görülmüştür.

Bağışıklık Sistemi: Bağışıklık sistemi vücudu hastalıklardan korumakla görevlidir. Saçkıranın ortaya çıktığı durumlarda ise, bağışıklık sistemi vücudu korumak yerine vücuda karşı bir saldırıya geçmiş demektir. Bu durumda akyuvarlar (beyaz kan hücreleri) saç köklerinde büyüyen hücrelere saldırır. Bu saldırıdan etkilenen saç kökleri küçülür ve saç üretimi de yavaşlar. Neyse ki kök hücreler saç köklerini saldırıdan etkilenmeyen, yeni hücrelerle destekler ve böylece dökülen saçların yerine yenileri çıkabilir.

Stres: Üzüntü, stres, depresyon benzeri duygusal anlamda kişilere sıkıntı veren durumlar bağışıklık sistemini zayıflatır. Saçkıranın çoğu kez duygusal travmaların, stresli dönemlerin ardından ortaya çıkması bundandır. Zayıf düşen bağışıklık sistemi karşısında stres, saçkıran için tetikleyici bir rol oynar. Örneğin sınav döneminde zorlanan çocuklar ya da sorunlu bir boşanma dönemi yaşayan kişilerde saçkıran şikayetine rastlanması bundandır.

Saçkırandan dökülen saçlar yeniden çıkar mı?

Saçkıran nedeniyle dökülen saçların yeniden çıkıp çıkmayacağı haklı olarak en çok merak edilen konulardan biridir. Bu soruya hemen bir cevap vermek kolay değildir çünkü cevap kişiden kişiye değişir.

Dökülen saçlar yeniden çıkabilir ama bu sonuç, saçkıran bir daha tekrarlamayacak anlamına gelmez. Saçlar ne zaman yeniden dökülür, ne zaman yeniden çıkar, dökülme ne kadar sürer: bu en çok sorulan soruların cevabı ne yazık ki belirsizdir.

Bazı kişilerde saçların tamamı dökülmüş olsa bile hepsinin yeniden yerine geldiği görülür. Bazı vakalarda ise dökülen saçlar ne yazık ki yeniden çıkmaz.

Saçkıran nasıl geçer?

Hayatında yalnızca bir kez saçkıran olmuş ve saçları da yeniden çıktıktan sonra bir daha bu sorunu hiç yaşamamış kişiler vardır. Bazı hastalar ise yıllar boyu saçkıranla mücadele etmek zorunda kalır. Saçlar dökülür, çıkar ve bir zaman sonra yeniden dökülme olur. Hastalığın tekrarlayıp tekrarlamayacağı ya da hangi sıklıkta ortaya çıkacağı yine kişiden kişiye değişir.

Saçkıran sonrası bazı kişilerde saçlar ilk olarak beyaz renkte çıkar ve yavaş yavaş kendi rengine döner. Diğer hastalarda ise daha ilk etapta saçların kendi renginde çıktığı görülür. Saçkıran hastalarda farklı şekillerde seyreden ve neler olacağını önceden söylemenin zor olduğu bir hastalıktır.

Saçkıran tedavisinde kullanılan ilaçlar genellikle kaybedilen saçların yeniden çıkmasına yönelik çözümler sunar ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmak yani tekrarlamasını engellemek gibi bir çözüm sunmaz. Bazı hastalar kendiliğinden, sadece bir kez saçkıran olup bunu bir daha yaşam boyu bu sorunu hiç yaşamazken, diğerleri tekrar saçkıran olma riski altında olabilir.

Saçkıran ağrıya ya da başka sağlık sorunlarına neden olmaz. Bulaşıcı bir hastalık değildir. Fiziksel olarak vücutta saç-kıl dökülmesi dışında bir hasara, aktiviteleri engelleyecek sorunlara yol açmaz. İş, okul, spor hayatı gibi gündelik yaşam temposunu yavaşlatacak bir sağlık sorunu değildir. Ne var ki psikolojik olarak moral bozucu olabilir. Sosyal ve duygusal açılardan kişileri rahatsız eder. Kişiler görünüşlerini kendilerine sorun edebilir ve bu nedenle sıkıntı yaşayabilirler.

Saçkıranla baş etmek

Saçkıran nedeniyle dökülen saçları veya dökülen diğer kılları sorun etmeye başlamanız halinde içe kapanmak ve depresyona girmek yerine mutlaka bu psikolojiyle mücadele etmenin yollarını aramalısınız.

Hastalık süresince peruk, eşarp, şapka, kozmetik ürünleri gibi yardımcılardan faydalanabileceğinizi unutmayın. Görünüşünüzün kişiliğinizin önüne geçmesine izin vermeyin. Bu hastalıktan dolayı sevilmeyeceğinizi, beğenilmeyeceğinizi düşünmeyin. Olumlu yönlerinizi sadece saçkıran yüzünden yabana atmayın. Herkesin başına gelebilecek bir durum yüzünden kendinizi suçlu ya da değersiz hissetmeyin.

  • Hastalık hakkında olabildiğince bilgi toplayın.
  • Diğer hastalarla iletişim kurun.
  • Kendinize değer verin ve saç kaybı yüzünden kendinizi değersiz görmeyin.
  • Değersizlik duygusu ile baş etmek için bir uzmana danışın.

    [expand title=”Kaynaklar”]

[/expand]